Incendies – İçimdeki Yangın

27 Eyl

 

“Önce kadınlar ve çocuklar”.. Derler ya hani, ilk kurtarılması gerekenler diye.. Belki de en çok zarar görenler oldukları içindir değil mi?

Lübnan’da, savaşın tam ortasında yaşananların yalnızca bir kısmı olmasına rağmen o kadar dokunan, o kadar yaralayan bir hikaye ki Incendies (İçimdeki Yangın).. Savaş denen şey yalnızca bir “aile”nin hayatını böyle ters yüz etti, peki diğer pek çok aile? Bu filmdeki yalnızca bir kadının yılları kadınlığını yaşayamadan geçti, peki diğer binlerce kadın?

Film sonunda bu sorular aklınızda dönerken ekrana kilitlenmiş, farkındalığın verdiği şokla yalnızca düşünüyorsunuz. İnançların ardına gizlenmiş iktidar kavgası, silahların ucuna bağlı hayatlar ve yok oluşu tek bir söze bakan umutlar.. Tüm bu duyguları o kadar yoğun yaşatıyor ki film size.. Şoku atlattıktan sonra akla gelen sorunun “daha neler oluyordur, biz daha neler bilmiyoruz..” olması hiç de şaşırtıcı değil..

Belki benim Ortadoğu merakımdan, belki herkeste olan “insanlık” dürtümden, belki de sadece filmin iyi çekilmiş olmasından bu kadar etkilendim.  Ama şu bir gerçek ki, derler ya, asıl film orada yıllarca çekildi. Finalini hala göremediklerimiz var. Mutlu sona ulaşabilense, yok..

Mutlu son yok!Evet, kimin kimle neyle kavgası varsa sonunda herkes mutsuz.. Yıllarca savaşı yaşayan, savaştan kaçırdığı hayatında hala savaşan Nawal da, savaşın yıllar sonra hayatlarına burnunu soktuğu Simon ve Jeanne de..

İnanç kavgasndan, hırstan alev alıp ülkeyi, beraberinde insanları yangına çeviren, umutları nefretle yakan bir savaşın hikayesi “İçimdeki Yangın”..

 

 

 

Etiketler:, , , ,

Çok mu Güzel?

25 Eyl

Etiketler:, ,

Sulugöz!

16 Haz

Ağlamak güzeldir
Sulugözlüydü Hatun kişi.. Üzülüp, kırılıp ağlamazdı ama.. Sıkılınca ağlardı, sıkılmasına engel olamadıysa.. ya da sinirlendiğinde.. bağırıp çağırmazdı her sinir halinde. kendi kendine kalıp atardı, atmak isterdi sinirini.. ya bu kendi kendine kalma hali gerçekleşmezse? gerçekleşemezse? işte o zaman ağlardı.. zaman, mekan farketmeden, umursamadan..

Ağrıdan, sızıdan değil, canı gerçekten “yandığında” ağlardı.. canını yakan kendi yalnızlığı, kendi aşkı da olmazdı ki.. acıdığından değil de, aslında nedenini o da bilmezdi ya, ekmeğini almış, evine giden yaşlı amcayı görünce ağlayabilirdi mesela.. yalnızdı amca, belki de eve bu kadar yavaş gitmesinin sebebi de buydu, yürümeyi güçleştiren kireçlenmiş kemikleri değil..

Ağlaması için en dramatik, en sıkıntılı filmlere de ihtiyaç yoktu.. en basitinden, romantik komedi filmlerindeki “sözde romantik” sahnelerin en “komedi” içerikli kısmında ağlayabilirdi.. ya da en romantik sahnenin en komik kısmını o hala buğulu gözlerle izliyor olabilirdi..

İşte.. normalden uzak, anormale ise pek yakın bir sulugözlülüktü onunki.. niceliği belirsiz, niteliği..?

*

**

***

P.S :
“Ağlamak güzeldir,
Dökülürken yaşlar gözünden..”

Etiketler:, ,

hatun kişi

3 May

Hatun kişi severdi yalnızlığı.. kabullenmişti kimseyi kendisinden daha fazla sevemeyeceğini.. özünde rahatlık da vardı ne de olsa.. rahattı.. kimilerine göre ukala.. bak sen..! elden birşey gelir mi? rahattı işte..

er kişi sordu : “sen neden böylesin?”

hatun kişi düşündü “neydi ki ben de olmayan sıfatım?”

insanları severdi aslında, pek belli etmese de.. rahattı ama takardı onlardı.. o kadar takardı ki, bazen kendisini unutup diğer insan kişiyi daha çok umursadığını farkedip üzülürdü kendisine.. o kadar rahat derdi kendisine ama bir o kadar da kolay üzülürdü.. bükmezdi boynunu üzüldüğünde, gözyaşını da görmezdi kimse.. sorsanız ağlamazdı o, üzülmezdi, umursamazdı..! kendinden başkası görmezdi ki bi anda yanağına düşen damlayı.. kızamazdı ama.. bi anda parlayıp sönerdi, 2 saniye, çok değil.. kaçardı hemen saklanırdı.. kendi kendine yapardı atarını..

aslında kendi kendine yaptığı şey değildi öfkelenmek.. sevincini de kendi kendine yaşardı hatun kişi.. özlemini de.. özlem mi?? öyle bir duygusu mu vardı hatun kişinin? bulaşmış mıydı diğer kişilerden?? hem de nasıl.. özlerdi.. 2 gün önce ki sabah güneşini özlerdi.. 3 yıl önceki mum ışığında şarabı özlerdi.. 15 yıl önceki kreş aşkını özlerdi.. ama işte yine kendi kendine özlerdi hatun kişi.. söylemezdi, anlatmazdı..

vicdanı dendiğinde sesi soluğu kesilirdi hatun kişinin.. öfkesini, özlemini, sevincini gizlerdi ama vicdan.. kendi kendisinin cesaretini kırardı hep, kendisini baskıya mahkum ederdi.. sonra baktı.. neydi ki vicdan? ne zaman gelmişti hatun kişinin hayatına? hayatın kendisine ne zaman gelmişti ki hatun kişiye de geldi??

er kişi dedi : “vicdan insana sonradan yüklenen bir kavramdı aslında..”

haklıydı.. gelmişti işte vicdan apansızın, hatun kişi istememişti ki onu gelsin diye.. madem kendisiyle sorunu vicdandı, yoktu artık.. vicdanla arasına girmişti ali babanın dikenli telleri.. belki de hep orda olmalıydılar.. kim bilir..

hatun kişi dedi “beni üzen de vicdanımdı..”

baktı, düşündü, gülümsedi.. madem rahatmışsın, takmazmışsın, kendini de takma dedi.. bırak vicdanı pencerenin kenarından.. kimseye çaktırmadan.. düşsün salına salına rüzgarla, pek de ağır değil ya zaten.. zor değil.. hatta daha da kolay.. belki de en kolayı.. gül sonra kendi kendine.. deli değilsin, korkma!.. sadece kuş gibi hafifsin, o kadar..

sonra döndü, er kişiye baktı.. “farklısın” dedi..

sonra aynaya döndü hatun kişi.. baktı..

masallar diyarında ikinci bir Pinokyo’ya yer yoktu ki..

Okan Bayülgen

27 Nis

zeki insan okan bayülgen insanı.. kendisini çirkin dönemin çocuğu olarak tanımladığında içimden geçirmiştim, çirkinsin de çok da zekisin..

kaç yıldır izliyorum, bilmiyorum.. neden nasıl bağımlısı olduğumu da bilmiyorum.. ama şu bir gerçek ki, “haftada yalnız 3 gece” olduğuna daha fazla sevinemezdim.. bağırış çağırış bi program, agresiflikler, alay etmeler bu kadar mı sevdirir bir insana kendini..

hafatada 3 gece olup, pazartesi geceleri “muhabbet kralı” başladığından beri her salı uykusuz kalmış oluyorum.. ama o kaar mutlu oluyorum ki o uykusuz halimle.. kendsinin de dediği gibi, sabah uykusuzluğu göze alıyorum ve tekrar dediği gibi gerçekten birşeyler öğrenmiş oluyorum.. benle alakası olsun olmasın, ilgimi çeksin çekmesin bekliyorum sabahın 3üne kadar..

malum bugün pazartesi, “muhabbet kralı gecesi.. “yarın yine uykusuzum..

iyi geceler sevgili okan =)

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.